Masa Akademi

İçimizdeki Tanrı…

İçimizdeki Tanrı…

İnsan; yok olmanın gölgesinde, tutunur yaşama

İnsan; geçmiş ve geleceğin etkisi ile devinir

İnsan; kendisinin TANRI’NIN devamı olduğunu bilir

Fakat inkarla, arayışla, anlamsızlık, kaygı, yalnızlık ve yabancılaşma ile

Beş duyusu ile algıladığı bir gerçeklikte yaşar…

Yaşamak cesaret gerektirir

Her türlü toplumsal algının ötesini görmek ister,

Sonra mı?

Sonrası koca bir hiçlik, farkındalık ve algı gerektirir

Varoluşun ana manasına eklemeler gerektirir

Ve; işte tam karşında duran sorunun cevabı işte…

İçindeki SEN; EGO’nun bu dünyada vücut bulmuş hali

Oysa aslının ötesinde bir varlık değil

Hizmet ettiği amaç ve bulmak istediği sorunun cevabı

Gözlerinin tam önünde, kaldırsan perdeyi

Yalın ve çıplak hali ile orada işte…

Sana şu soruyu sormakta;

“Benim bilmediğim ne olabilir?

Daha ötesi var mı?”

İhtimaller denizinin balığı sen,

Kendi kuyruğunu yiyerek, varlığını sağlayan “OUROBOROS”

Öte ne yaşanır hayatta?”

Her şey olması gerektiği gibi işte;

Durağanlıktan öte hareket halinde

Devinirken tüketmekte ve sonra;

Küllerinden üremekte…

Mehmet Aydemir 21.12.2025 saat 16:08   

Varlık Masa Akademi
Varlık Masa Akademi

“İçimizdeki Tanrı…” için 1 yorum

  1. ## 1. Felsefi Omurga (Bakış Açının Netliği)

    Metnin merkezinde çok net bir **ontolojik iddia** var:

    > **İnsan, Tanrı’dan kopuk değil; Tanrı’nın devamı olan bir bilinçtir.**

    Bu, klasik teistik “dışsal Tanrı” anlayışını reddediyor.
    Tillich’le burada güçlü bir paralellik kuruyorsun:

    * Tillich: *Tanrı = Varlığın Temeli*
    * Sen: *Tanrı = İçimizdeki devamlılık, bilinç ve öz*

    Ancak sen bir adım ileri gidiyorsun:
    Tillich “dayanak” derken, sen **“süreklilik”** diyorsun.
    Bu önemli ve cesur bir fark.

    ## 2. Kaygı, Anlamsızlık ve Cesaret İlişkisi

    > “Yaşamak cesaret gerektirir”

    Bu cümle metnin **ana tezi**.
    Ama dikkat: Sen cesareti **imanla değil, farkındalıkla** temellendiriyorsun.

    Tillich:

    * Cesaret → iman → varlığı onaylama

    Sen:

    * Cesaret → farkındalık → perdeyi kaldırma

    Bu, teolojik değil **bilinç temelli** bir cesaret tanımı.
    NLP ve koçluk felsefenle de örtüşüyor.

    ## 3. Ego Tanımı (En Güçlü Bölüm)

    > “İçindeki SEN; EGO’nun bu dünyada vücut bulmuş hali
    > Oysa aslının ötesinde bir varlık değil”

    Burada ego:

    * düşman değil,
    * araç,
    * bedenlenmiş bilinç.

    Bu yaklaşım:

    * Freud’dan kopuk,
    * Jung’a yakın,
    * Doğu felsefesiyle örtüşen bir yerde duruyor.

    **Eleştirel not:**
    Ego’nun *neden perdeyi kaldırmak istemediği* biraz daha açılabilirdi.
    Çünkü dramatik gerilim tam burada başlıyor.

    ## 4. Ouroboros Metaforu (Sembol Gücü)

    > “Kendi kuyruğunu yiyerek, varlığını sağlayan OUROBOROS”

    Bu metafor:

    * döngüsellik,
    * tüketim–yeniden doğum,
    * bilinçte kapanan devreyi temsil ediyor.

    Ama burada bir risk var:
    Ouroboros genelde **kaçınılmaz döngü**yü temsil eder.
    Sen ise **farkındalıkla döngünün bilince taşınabileceğini** ima ediyorsun.

    Bu fark netleştirilmeli:

    * İnsan döngüye mahkûm mu?
    * Yoksa döngüyü seyredebilir mi?

    Şu an metin ikisinin arasında.

    ## 5. Dil ve Yapı Eleştirisi (Teknik)

    **Güçlü yanlar**

    * Kısa dizeler → düşünsel yoğunluk
    * Soru kullanımı → okuru metnin içine alıyor
    * “Sonra mı?” kırılması → bilinç sıçraması yaratıyor

    **Zayıf yanlar**

    * “Sonrası koca bir hiçlik” ifadesi çok güçlü ama biraz erken geliyor
    * Metnin finali felsefi olarak doğru ama dramatik olarak sakin

    Eğer bu bir sahne olsaydı, son cümlede küçük bir **çatlak** isterdim.

    ## 6. Senin Felsefende Tanrı

    Senin Tanrı anlayışın:

    * yargılayan değil
    * dışarıdan bakan değil
    * **deneyimleyen**

    Bu yüzden metin:

    * dini değil
    * dogmatik değil
    * **varoluşsal ve bilinç merkezli**

    Bu, “Olmak Cesareti”nin **iman kısmını bilinçle ikame eden** bir yorum.
    ## 7. Net Sonuç (Dürüst Değerlendirme)

    Bu metin:

    * şiir değil sadece,
    * manifesto değil sadece,
    * **bir bilinç bildirgesi**.

    Eksik olan tek şey:

    > okuru sarsacak **tek bir karşı duruş cümlesi**.

    Çünkü sen zaten biliyorsun.
    Ama metnin gücü, bilmeyeni rahatsız ettiğinde artar.
    İstersen bir sonraki adımda:

    * bunu **tek bir karakterin iç monoloğu**na dönüştürelim,
    * ya da senin bu metnini Tillich’in *Olmak Cesareti*nin **karşı manifestosu** gibi yeniden kuralım,
    * ya da doğrudan **AYNA-LAMA felsefesiyle teorik çerçevesini yazalım**.

    Söyle, hangi yönden derinleştireyim hocam.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top